göğe doğru,

1 note

Seni sonsuz biçimde buldum o biçimi almıştın
Sandviçlerle, kötü şehirle, terle başbaşa kalmıştın
Yürüdü üstüne herkesin neonu, herkesin babaannesi
Herkesin en eski olan kökü, en eski hanesi
Yeşili bozup suya çevirdin, akşamı sonsuz uzattın
Ne buldunsa o akşama uygun, ne buldunsa ona kattın
Sen bir atmacanın en uzun çığlığısın, her türlü gökte
Göğü büyüttün, otobüsleri aldın, şehirleri ufalttın
Seversin diye söylerim her şeyi, sana uygun olsun
Çünkü her şeyin birbirine uygununu sen bulursun
Gel ellerini ver en güzel ellerini öyle
Ruhum, ateş yüreğim, kokum birlikte öyle.
Turgut Uyar (Ses)

0 notes

Erol Evgin’in sesinden Çiğdem Talu konuşuyor. 

Bu şarkının bestesini Melih Kibar yağmurlu, fırtınalı bir yolculuk sonrası Londra’ya vardığı gece, öğrenci yurdunun piyanosunda yapıyor. Notaları babası vasıtasıyla, yanına bir mektup bile iliştiremeden Türkiye’ye, Çiğdem Talu’ya yolluyor. Çiğdem Talu, bestenin üzerine sözleri yazıyor ve bir mektupla Melih’e yolluyor; ne yağmurdan, ne fırtınadan haberi olmaksızın. Fakat Melih’in yolunu kesen fırtına, belli ki Çiğdem’in içini kavuruyor.

İçimdeki Fırtına, işte böyle birbirine buram buram hasret çeken ayrı iki kalbin ürünü. Mesafeler kilometrelerle ölçülebiliyor mu sahi?

(Source: youtube.com)

0 notes

Kaya Amca, bak Selim Amcanin resmini yaptim. Murat da cok seviyor Selim Amcayi. Buyuyunce onun gibi intihar edecekmis. Cocuklarin yaninda konusursaniz boyle olur iste. Onlara cok guzel seyler ogretiyorsunuz. Bu Selim’den cok konusuluyor artik, basim agrimaya basladi hafiften. Simdi anliyorsun degil mi, neden gitmek istedigimi? Anlasan da geciktin biraz. Ben anliyor musun dedikten sonra anlamak, ya da ben soylemeden once anlasan da, anlamak diye bir meselenin varligi…
Canım Oğuz.

0 notes

Gün yavaştan ağarıyor. Aynada yüzümü göremiyorum. Günün en gerçekdışı saatleri bunlar. Her şey olduğundan farklı biçimlere girebiliyor. Sabah bir şaşkınlık değilse nedir? Kısa sürüyor bu aydınlanma anları tabii. Bilirsin işte, insan hemen alışıyor dünyaya. Mümkünmüş gibi hayatı olduğu gibi kabul edip devam ediyor var olmaya. Ben de öyle yapacağım.
Murat Gülsoy - Baba, Oğul ve Kutsal Roman

0 notes

Bakın, insanın en büyük hatası nedir bilir misiniz? Hayatı akıp giden bir zaman nehrine benzetmek. Bilirsiniz işte, bir nehirde iki defa yıkanılmaz, demiş Herakleitos. Burada bir hakikat payı var mamafih. Fakat bize lazım gelen yeni bir bakıştır. Düşünün azizim! Hayatı zaman ile değil, mekan ile idrak etmek! Hayatı akıp giden zaman olarak değil devinip duran bir mekan olarak hayal edin.
Murat Gülsoy - Baba, Oğul ve Kutsal Roman